28 Şubat’ta üniversite 1. ve 2. sınıfta iken Allah razı olsun dönemimizin rektörü (Ömer Faruk Batırel) dolayısıyla derslere rahatça girdik. 3. sınıfta ise artık artan baskılardan dolayı hakkımız ile kazanıp ama “1 metrelik bez parçası!!” dedikleri başörtülerimiz sebebiyle sabahın erken saatlerinde kaçak göçek girdiğimiz derslerimizden kimi zaman çıkarıldık kimi zamanda insaflı vicdanlı hocalarımızın gayretleriyle 3. sınıfı da tamamlamıştık. (Hatta koridorda yakalandığımız bölüm başkanının bu kılık kıyafet ile derse almayacaksın tebliğine rağmen “Siz derse gelin ama atölyeler arasında gidip gelmeyin ben sizin yanınıza gelip yapacağınız işlemi gösteririm.” vb.) Fakat artık 4. sınıfa geldiğimizde hiçbir şekilde bize kaydımızı yaptırmadılar. Böylece üniversite defteri kapanmış oldu. Ama içimizdeki öğretmenlik aşkı sevgisi hiçbir zaman bitmedi. Yeri geldi komşunun çocuklarına, evlendik çocuklarımız oldu kendi çocuklarımıza, çocuklarımızın arkadaşlarına bir şeyler öğrettik. Sonrasında çok şükür 1000 yıl sürecek dedikleri o dönem geçti 2011 affı ile üniversiteme geri dönebilecektim. Ama bu sefer de çoluk çocuk büyüsün derken dönüşüm 2016’yı buldu. Çok şükür 2017’de de mezun oldum. Bu sefer de önce mahallemizde camimizin etüt merkezinde 4 yıl gönüllü olarak hizmet verdim. Sonrasında da ücretli öğretmenlik yapmaya başladım. Bende vaktiyle mezun olsaydım şimdiye kadar çoktan öğrencilerime kavuşmuş olacaktım. Keşke bizlere de mağduriyetimizin bitmesi namına farklı bir kontenjan ile atama fırsatı verilse. Ama en büyük emelim bu milletin tekrar böyle bir zulüm yaşamaması için anayasal tam bir düzenleme olmasıdır.

E-posta

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir