1996 yılında sınıf öğretmeni olarak atanmıştım. Ancak, atandığım okulun müdürünün bana tepkisi şu olmuştu: “Seni bu halinle (başım örtülü ve pardesülü idim) değil sınıfa, okulun bahçesine bile sokmam! ”
“Ama neden? ” diye sormuş olmalıyım ki bana şu açıklamayı yaptığını hatırlıyorum: “Kurallar var, erkekler bıyıklarını uzatamaz, kadınlar ise diz üstü etek de giyemez, böyle örtülü de olamaz” Yanındaki yardımcısının bıyıkları, üst dudağını kapatmıştı, bir şey diyemedim. Ne yapacağımı bilemeden bahçeye çıktım. Beden Eğitimi dersi yaptıran bayan öğretmenin etek boyu diz üstüydü. O an aklıma geleni yaptım ve müdürün odasına gidip, “bahsettiğiniz kurallara sadece benim uymamı istiyorsunuz, ne yardımcınız bıyıkları ne de bahçedeki öğretmenin etek boyu kurallara uygun değil” dedim ve şaşkın yüzlerine kapıyı çarpıp çıktım. Bu kadarını yapabilmiştim, tanımadığım bir şehirde genç yaşta bu zalimlerle nasıl mücadele etmem gerektiğini bilmiyordum. Memleketime döndüm ve beni kabul eden özel bir dershanede maaşsız göreve başladım. 97’de stajyer öğretmen yetiştirme programına katıldım. Ancak 98’de önce sanık olarak M. E. çağrıldım, sonra da soruşturma için. En sonunda da maaştan kesme cezası aldım ve istifa etmek zorunda kaldım. Yetmedi, biz iki bayanı kapalı çalıştırdığı için dershane müdürü de ceza aldı ve sonunda dershane kapatıldı. Bir gün işime yarar umuduyla atamamı da aldığım cezaları da sakladım. Böyle başlayıp biten ilk bölümü takip eden yıllar, kapalı katılabileceğim farklı kurslara katılarak, doğuştan sahip olduğum ve olumsuz şartların etkisiyle yeni eklenen hastalıkların tedavisi peşinde koşarak geçti. Tedavilerimi, ben küçükken vefat eden babamın sigortasıyla yaptırıyordum ve bundan da mahrum kalmamak için hiç bir sigortalı işe giremedim. Bir haftalık bir iş deneyimim de bel fıtığına sebep olduğu için sonlanmıştı. Yıllar geçiyor acılar birikiyor ve insan, yüzüne kapanan kapılar arttıkça kendisini gereksiz bir fazlalık olarak algılamaya başlıyabiliyor. Bu süreç ise psikolojik destek almaya başlama noktasına getiriyor. Bedensel ve psikolojik olarak yıpranmama rağmen öğrenme arzum 2012’de kapalı olarak yapabileceğim için tezli yüksek lisans yapmaya başlamamla sonuçlandı.2014’de ise çıkan torba yasa ve sakladığım belgelerle öğretmenlik mesleğim iade edildi. Ancak 18 yıl sonra verilen bu görevi hakkıyla yapabilecek, yani sınıf alabilecek gücümün olmadığını biliyordum. İlk sene çömez yerine konup, ücretli olmadığı için bütün nöbetler bana tutturuldu. Sonra da doğum iznine ayrılan bir öğretmenin sınıfında üç ay zihinsel engelliler okulunda görevlendirildim. Bulunduğum şehirdeki tıp fakültesi Hastanesi’nde hastane sınıfı olduğunu öğrendim ve yetkili arkadaşla görüştüm. En faydalı olacağım yer burasıydı. Öğrencilik yıllarım onlar gibi hastanelerde geçmişti. Hem onları çok iyi anlamamı sağlayacak bir geçmişe hem de ümitlerini artıracak bir canlı örneklik sunma imkanına sahiptim. Ordaki görevli arkadaş, yardımcı öğretmene ihtiyacı olduğunu söyleyince kadronun bulunduğu okulun müdürüyle görüştüm. Derken hastanede göreve başladım. Yönetim değiştiğinde bu görevlendirme de her sene başında stres yaşama sebep oluyordu ve elbette hastanede de zorluklarla karşılaştım. Ancak 7-8 yılın sonunda, örtüme karşı takınılmış olan bütün ön yargıların yıkıldığına, öğrencilerimin ve velilerinin ilk günden itibaren “iyi ki varsınız” cümlelerine şahit oldum. Ömrümün en güzel yıllarıydı. 2021’de evlendiğim için başka bir ilçeye tayin istedim. İki senedir Halk Eğitim’de sınıf öğretmeniyim. İlk yılımda özlük dosyamı okuyarak beni abi gibi karşılayan müdürümün hakkını ödeyemem ve benim yüzümden emekli olduğu için yeni müdürümün, Eylül- Ekim aylarında yaşattıklarını da… Emekli olmak ve artık mevzuat bilmez, işi yokuşa sürüp sizi görmemek için en ücra köylere görevlendirmek için uğraşan insanlardan kurtulmak istedim. Ancak yeni bir mağduriyetle karşı karşıyayım: M. E. B. bizlere bir hak verip göreve başlattı, ancak SGK giriş hakkı tanınmadığı için emekli olamıyorum. Yaşıtlarım emekli oluyor ama benim bir günlük bile girişim olmadığı için olamıyorum. Rabbim sağlık ve huzur lutf eylesin, ölene kadar gücüm yettiğince hizmet edeyim. Ancak yüzde kırklık engellimle (ki, bütün bölümlere görünsem bu yüzde artar da) çalışma azmime saygı gösterilsin isterdim. Bu olmuyorsa, emekli olabilmek için MEB’in SGK ile yazışıp, bizlere giriş hakkı tanınmasını bekliyorum

E-posta

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir